Türkiye Büyük Millet Meclisi

TBMM GENEL KURUL TUTANAKLARI
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
24. Dönem 3. Yasama Yılı
59. Birleşim 30/Ocak /2013 Çarşamba
Ulaşmak İstediğiniz sayfa aralığını giriniz.
Önceki Sayfa Başlangıç Bitiş Sonraki Sayfa
Önceki Sayfa Sonraki Sayfa
Tutanak toplam 107 sayfadır.

F30 Ocak 2013 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Mustafa HAMARAT (Ordu), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 59'uncu Birleşimini açıyorum.

YOKLAMA

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, İstiklal Harbi'mizin büyük komutanı ve Şark fatihi olan Kâzım Karabekir Paşa'nın vefatı hakkında söz isteyen Kars Milletvekili Yunus Kılıç'a aittir.

Buyurunuz Sayın Kılıç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

YUNUS KILIÇ (Kars) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hayırlı, huzurlu bir gün dileyerek, bugün sizlere Kurtuluş Savaşı'mızın kahramanlarından, aynı zamanda Doğu Anadolu'nun kurtarıcısı, Şark fatihi, Kars'ın kurtarıcısı merhum Kâzım Karabekir Paşa'yı anmak, yâd etmek ve kahramanlıklarından bahsetmek üzere söz almış bulunuyorum. Meclisimizin değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum.

Aslında, Kâzım Karabekir 1882'de İstanbul'da bir beyefendinin oğlu olarak doğuyor ama kader onun hiçbir zaman İstanbul'da istediği kadar yaşamasına müsaade etmiyor. 1902 yılında Harbiye mektebinden, 1905 yılında Erkânıharbiye mektebinden mezun olduktan sonra ilk stajını Manastır'da yapıyor. Tabii, o zaman, 1887-1888 Osmanlı-Rus savaşından sonra Rusların zaten karıştırmış oldukları bir bölge olması hesabıyla Kâzım Karabekir Paşa da hayatının, askerliğinin ilk yıllarına bir mücadeleyle başlamak zorunda kalıyor.

Daha sonra, gene, Harbiye mektebinde öğretmenliğe tayin ediliyor. 31 Mart Ayaklanması'nı bastırmak üzere Hareket ordusunda görev alıyor. Arnavut ayaklanmasını bastırmak için yeniden Balkanlara gitmek durumunda kalıyor ve 1912'de, Balkan savaşları sırasında Sırplarla, Hırvatlarla, Rum çeteleriyle ciddi mücadeleler ve kahramanlıklar gösteriyor. İran'a yolu düşüyor, orada mücadele ediyor. Çanakkale'de, Kerevizdere'de Fransızlara tabiri caizse kök söktürüyor. Büyük kahramanlıklar gösteriyor. Irak'ta görev alıyor, Diyarbakır'da, Bitlis'in, Elâzığ'ın, Muş'un kurtarılmasıyla alakalı görevlerde bulunuyor.

Ve bu sırada da, tabii, Sarıkamış dramının yaşandığı yıllara tekabül ediyor. 1914-1915 yıllarında Enver Paşa'nın başlatmış olduğu, sonucunun hüsran, sürecin kahramanlıklarla dolu olduğu Sarıkamış Harekâtı'ndan sonra, Rusların bölgeyi tamamen istilası başlıyor. Daha önce ellerinde tutmuş oldukları Kars, Ardahan, Sarıkamış, Batum, Artvin üzerine Trabzon'u, Bitlis'i, Muş'u, Erzincan'ı, Erzurum'u da istila ediyorlar.

Daha sonra, Bitlis ve Muş'un kurtarılması sağlandıktan sonra, o arada, ülkemizin lehine bir durum gelişiyor, Bolşevik İhtilali oluyor ve Ruslar topraklarımızdan geri çekiliyorlar, boşaltıyorlar. Ancak bir sıkıntı yeniden başlıyor. Ülkemizin özellikle tebaasından olan, o bölgede yerleşik olan Ermenileri de kışkırtarak, yanlarına alarak bölgede katliamlara ve zulme başlıyorlar. Zaten 1887-1888 Rus Savaşı'ndan sonra kırk yıllık esaret yılları başlamış olan bölgede, bu sefer bir mezalim, bir katliam ortamı oluşmuş oluyor.

Bu süreçte, Kâzım Karabekir bu bölgeyi tekrar bu kuvvetlerden temizliyor, Ermenileri tekrar sınırlarımızın dışarısına çıkarıyor. Ancak bu arada, başka bir olumsuzluk daha yaşanıyor o günlerde ve Mondros Mütarekesi ile 5'inci maddesi gereği bu bölge, Osmanlı askerinden temizleniyor, terhis edildikten sonra bunu bir fırsat bilerek bu devletlerin kontrolü altında Rusya'nın da yine desteğiyle Ermeniler bu bölgede yeniden işgal, katliam sürecine girişiyorlar.

İşte bu zamanda, yine -Kâzım Karabekir kahramanlıklarıyla öne çıkmış- Doğu Anadolu'nun gönlünde taht kurmuş Kâzım Karabekir, kendisine İstanbul'da Genelkurmay Başkanlığı teklif edilmesine rağmen doğuda görevlendirilmesini istiyor ve Kars'a gidiyor, Erzurum'a gidiyor 15. Kolordu Komutanı olarak ve bu arada çok daha ilginç bir şey oluyor, sadece Kars'ın, doğunun kurtarılmasıyla alakalı değil, kurtuluş mücadelemizin de başladığı yıllar. Belki tarihte bu tarafını pek bilmeyiz ama Kâzım Karabekir Paşa doğuya kendini görevlendirirken Mustafa Kemal Atatürk'e de şunu söylüyor, diyor ki: "Komutanım, ben kendimi doğuya görevlendirdim, oraya gidiyorum, siz de vatan mücadelesini başlatın ve ben sizi orada

1

Önceki Sayfa Sonraki Sayfa