BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, gerçekten çok önemli bir konuyu görüşüyoruz. Yani, sürekli bir hareket hâlinde olma durumundasınız. Lütfen… Rica ediyorum… Yapmayın…
Ben, şimdi, sizi yeniden başlatacağım.
Buyurun.
MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Değerli arkadaşlar, Sayın Başkanın da uyarısı çok yerinde. Gerçekten, cumhuriyet tarihimizin en ağır saldırısıyla karşı karşıyayız. Çok sayıda insanımızı şehit verdik, çok büyük bir acı yaşanmakta ama yaşanan bu acıya karşı duyarsızlık, çok daha büyük acı vermektedir. Gerek Meclisimizin duyarsızlığı gerekse medyanın duyarsızlığı, gerçekten, şehit veren aileleri çok daha ağır yaralamıştır. Herkesin çok önemli işleri olabilir, kulislerde çay içmek de hoş olabilir ama bu ilgisizliği, bu duyarsızlığı kabul edebilmek mümkün değil. Sayın Bakan konuşurken de burada ilgisizlik had safhadaydı, üzüntülerimi ifade ediyorum.
"Biz niye bu noktaya geldik, niye bu kadar duyarsızız?" Bunu da sorgulamamız lazım.
"Tedbir." diyor Sayın Bakan. Bu duyarsızlıkta alacağınız hiçbir tedbirin toplumsal karşılığı yok Sayın Bakan, maalesef. Kendi milletvekilinizi buraya getiremiyorsanız bu acı günde, alacağınız hiçbir tedbirin kalıcılığı veya önleyiciliği olmaz. Üzüntülerimi ifade etmek için söylüyorum.
Değerli arkadaşlar, geçtiğimiz cumartesi günü yani 11 Mayıs günü saat 13.20-13.30 sıralarında meydana gelen patlamada -Sayın Bakanın ifadesi resmî bir açıklamadır- şu ana kadar 51 insanımız hayatını kaybetti ve çok sayıda da yaralımız var ama Reyhanlı'da -oraya giden değerli milletvekili arkadaşlarım da şahit olmuştur- çok sayıda insanımız da kayıplarından bahsetmektedir. Yakınları ölüler arasında bulunmamakta, hastanelerdeki yaralılar arasında da bulunmamakta.
Yayın yasağı koymanız hiç doğru olmamıştır çünkü rivayet muhtelif; işte, 100 kişinin öldüğü, 150 kişinin öldüğü beyan edilmektedir. Dolayısıyla, 50 kişi de olsa cumhuriyet tarihinin en ağır saldırısıyla ve en büyük kaybıyla karşı karşıyayız. Meseleyi böyle tespit etmek lazım ve ne yazık ki böyle bir acıyı sizin iktidarınız döneminde yaşıyoruz Sayın Bakan. On yıllık, tek başına bir iktidarın sonucunda aldığınız tedbirler, aldığınızı iddia ettiğiniz tedbirler, uyguladığınız politikaların bir sonucu olarak, bir sonuç olarak -ne sebebi ne müsebbibi sorgulamadan söylüyorum- bugün cumhuriyet tarihinin en ağır saldırısıyla karşı karşıyayız. Bu saldırı Reyhanlı'ya, Hatay'a yapılmamıştır; bu saldırı Türkiye'ye yapılmıştır, Türkiye Cumhuriyeti devletine yapılmıştır, Türk milletinin egemenlik haklarına, hükümranlık haklarına karşı yapılmıştır. Bugün devletimiz bir saldırı altındadır ve acı olan hadise şudur: Bu saldırı göz göre göre gelmiştir değerli milletvekilleri. Sayın Bakan diyor ki: "Her türlü tedbiri aldık." Dikkatlice dinledim ve not aldım ama şunu söylemek lazım… "Güçlü devlet olduk, bunun karşılığı bu saldırılarla karşılaşıyoruz." diyorsunuz ama devlete düşen hadise veya devlet adamına, siyaset adamına, yöneticiye düşen hadise, olay vuku bulduktan sonra tedbir almak değil, muhtemeli öngörerek, geleceği öngörerek gereken tedbirleri yeterince ve zamanında alabilmektir Sayın Bakan. Bu olay ilk defa olmuyor ki, bundan dört ay önce 11 Şubatta yine aynı yerde böyle bir bomba yüklü araç patlatıldı ve çok sayıda insanımız hayatını kaybetti. Ülkemizin başka şehirlerinde aynı türde patlamalar oldu. Bizim Sayın Milletvekilimiz, Hatay Milletvekilimiz bir hafta önce basın toplantısında "Aman, dikkat edelim, halkın arasına bile yansıyan birtakım laflar dolaşıyor, 'Birtakım eylemler olacak, bombalar patlayacak, insanımız ölecek' diye halk konuşuyordu…"
Güvenlik güçlerini saygıyla selamlıyorum, gece gündüz çalıştıklarını biliyorum. Çok dirayetli bir il emniyet müdürü var, bu işi bilen bir insan var, ama nerede zafiyet var önce bunu sorgulamak lazım. Bu zafiyet, bana göre, bize göre, Milliyetçi Hareket Partisi Grubuna göre, siyasi iradenin duruşunda, anlayışında ve ortaya koyduğu politikalardaki zafiyetten kaynaklanıyor Değerli Bakanım.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak terörle verdiğiniz mücadeleyi her zaman destekledik. Her zaman teröre karşı mücadele verilmesi gerektiğini ve bu mücadelenin mutlaka başarılması gerektiğini, bunun için ne yapmamız gerekiyorsa, gerekeni yapmamız gerektiğini ifade ediyoruz. Ancak, bugün çok anlamlı bir söz var: "Körle yatan şaşı kalkar." Terör örgütleriyle terörü durdurmak için müzakere ederseniz, terörün bombaları kucağınızda patlar ve insanlarınız ölür Sayın Bakanım, beraber gördük o sahayı.
Değerli milletvekilleri, gerçekten Reyhanlı'yı görmeniz lazımdı, Reyhanlı'da kıyamet kopmuştu. Öyle acılar vardı ki, sokak sokak dolaştık -değerli milletvekili arkadaşlarımız da vardı, sizin arkadaşlarınız da vardı- bir sokakta ben yanlış saymadıysam 6 tane taziye çadırı vardı bir cadde üzerinde. Adamın 7 çocuğu var, son 2 çocuğu ikiz, yedi aylıkmış, hanımı kayınvalidesine Anneler Günü hediyesi almak için çarşıya çıkıyor, patlamaya yakalanıyor. İnsanımıza bu acıları yaşatmaya hakkımız yok. "Güçlenen Türkiye" diyorsunuz, "Suriye rejimi" diyorsunuz, ama eğer siz Türkiye'yi yönettiğiniz iddiasındaysanız, bu ihtimalleri önceden görerek gereken tedbirleri almak mecburiyetindesiniz.