BAŞKAN - Teşekkür ederim.
AHMET AYDIN (Adıyaman) - Sayın Başkan…
BAŞKAN - Gerek yok ya Ahmetçiğim.
AHMET AYDIN (Adıyaman) - Ama, Sayın Başkanım…
BAŞKAN - Buyurun, iki dakika ama yani…
AHMET AYDIN (Adıyaman) - Teşekkür ediyorum Başkanım.
Tabii gece tam da "Bu kanun bitti." derken gene her zamanki gibi sapla samanı karıştıran bir arkadaşımız, her zamanki hakaretlerini, gene o ayarı kaçmış olan tutumuyla gene burada maalesef dile getirdi.
ERKAN AKÇAY (Manisa) - İddialara cevap verin.
AHMET AYDIN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, burası Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu kürsü milletin kürsüsü ve konuşanlar milletvekili ise bu millete hiç olmazsa saygı duymanız lazım.
Şimdi, katılmadın bir defa, aleyhe söz aldın, sen bu kanunun içeriğine baktın mı? Bir.
İkincisi: Hukukumuzun en temel evrensel ilkesidir, her müddei iddiasını ispata mecburdur.
TUFAN KÖSE (Çorum) - Sen doğrusunu söyle. Doğrusunu söyle iddiaların.
AHMET AYDIN (Devamla) - Eğer müddei iddiasını ispat etmiyorsa müfteridir. İftiranın daniskasıdır bu yaptığın. Günah be! Ayıptır, yazıktır! Bütün bu iftiraları, bütün bu karalamaları… Her seferinde -şu Meclis tutanaklarını açın bakın, otuz senedir belki bu Mecliste konuşuyorsundur, son on senesine bakın, içeriğine bakın, emin ol on tane iddiayı geçmez, on tane iftirayı, on tane karalamayı geçmez- hep aynı şeyler, aynı şeyleri dile getiriyorsun. İnsaf be! Bunlar defalarca yalanlandı. Ben sana yargıya git diyeceğim ama yargıdan önce senin doktora gitmen lazım. Önce doktora git, önce akli melekelerine bak ondan gel burada konuş. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri ve alkışlar) Bütün bunların cevaplarını veriyoruz. Bütün bunların cevapları defalarca verildi, ilgililer tarafından verildi ama sen hâlâ, hâlâ eğer sen ısrarcıysan artık nereye gidersen git -Allah bilir- o senin söyleyeceğin, bileceğin, takdir edeceğin bir şeydir ama bu millet şunu takdir ediyor: Siz her konuştukça, sen burada her konuştukça millet AK PARTİ'nin oylarını yükseltiyorsa geri diyecek bir şey yok diyorum.
Hepinize teşekkür ediyorum, sağ olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, bana sataştı yani "Yalan söylüyorsun." dedi, "Doktora gitmen lazım." dedi.
OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) - Check up yaptırırsın, doktora gidince bir check up yaptırırsın.
KAMER GENÇ (Tunceli) - Benim doktora gitmemem gerektiğini izah etmem lazım.
RECEP ÖZEL (Isparta) - Yahu sağlığın için söyledi, sağlığın için!
KAMER GENÇ (Tunceli) - "Akli dengen yerinde değil." diyor, bu manaya geliyor. Sataşma var.
OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) - Oylamaya geçelim Başkanım.
BAŞKAN - Yerinizden olmaz mı?
AHMET AYDIN (Adıyaman) - Sayın Başkan, hakaret etmedim, "Doktora git." dedim.
BAŞKAN - Evet, bir saniye, bir saniye…
Yerinizden söyleyin.
KAMER GENÇ (Tunceli) - Sataşma, kürsüde, Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın İnce, buyurun.
Grup Başkan Vekiliniz söz istiyor.
KAMER GENÇ (Tunceli) - Hangi grup başkan vekili?
BAŞKAN - Sayın İnce, buyurun.
Lütfen, ayrı bir sataşmaya meydan vermeden…
MUHARREM İNCE (Yalova) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Arkadaşlar, zaman zaman burada o sinir ortamında haddimizi aşan laflar ediyoruz. Ben ülkenin Başbakanına "Tayyip" denilmesini doğru bulmuyorum, doğru bulmuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) "Başbakan" diyebilirsiniz -ben doğru bulmam- ama "Yargıya değil doktora git." demeyi de doğru bulmam. İkisini de doğru bulmam.
Üçüncüsü ise, bu iddialar Sayın Kamer Genç'in iddiaları değil, CHP'nin iddiaları değil. Bu iddialar Amerikan belgelerinin iddiaları. Siz bunun hesabını Sayın Genç'e değil, Amerikalılara sormalısınız.