| Değerli arkadaşlar, Suriye'yle ilgili uyguladığınız politikaları başka fırsatlar yaratarak konuşacağız. Tabii ki, insani bir davranış olarak Suriyeli sığınmacılara, Suriye halkına bir insani tavır olarak, Türkiye'ye ve Türk milletine yakışır bir tavır olarak gösterdiğiniz misafirperverlik takdire şayan, bir şey söylemiyoruz ama yaşanan hadiseler iki yılı doldurdu, ortaya koyduğunuz politikalarda ortaya koyduğunuz hedeflerin hangisi tuttu?
Değerli arkadaşlar, Suriye'de kan akması durdu mu, Beşar Esad gitti mi, Suriye halkı dünden daha huzurlu, daha güven içinde mi? Durup bir düşünmenizi istiyoruz. Uyguladığınız politikalarla ne Suriye'ye huzur getirebildiniz ve ne yazık ki, Suriye'nin huzursuzluğunu Türkiye'ye taşıdınız. Şimdi -biz Hataylıyız, Hatay milletvekilleri karşımda oturuyor- Hatay iğne üzerinde, ciddi bir panik var, ciddi bir korku var, insanlar şehri terk ediyor, köylere taşınıyor. Rivayet muhtelif Sayın Bakanım, kimyasal silah atılacağı veya bomba yüklü birkaç araç olduğu konuşuluyor. Tabii, bu panik ve bu belirsizlik öfkeye dönüşüyor. Değerli milletvekilleri, bardağı son damla taşırır. O son damla taştığında da olayın adı "Bardak taştı" olur. Korkarız ki, endişe ederiz ki, bu yaşananlar Hatay'da bardağı taşıracak ve o zaman esas kıyamet kopacak. Olanlara tedbir geliştirmek, gerekeni yapacağınızı ifade etmek… Görevinizi yapacaksınız Sayın Bakanım. Tabii ki insanımızın yaralarını saracaksınız. Türkiye Cumhuriyeti devleti büyüktür, güçlüdür, vatandaşlarının yaralarını sarar ama ölümleri nasıl geri getireceksiniz, bu yaşanan acıları nasıl dindireceksiniz, bu kırılan bardağı nasıl tekrar bardak hâline getireceksiniz? Durup düşünmeye davet ediyorum. Bir sorumluluğunuzun olduğunu idrak etmeye ve itiraf etmeye sizi davet ediyorum. Bu yaşananların bir siyasi karşılığı, bir siyasi sorumluluğunun olduğunu… (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Sayın Başkan, bir dakika lütfen… BAŞKAN - Bir dakika… Gruplara da vereceğim. Buyurun. MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Kabul etmelisiniz yani "Yaşandı, oldu ve kınadık, gereken tedbirleri de aldık." demeniz sizi kurtarmaz Sayın Bakanım; bürokratı araştırarak, suçlayarak da meselenin içinden çıkamazsınız. Bunun bir siyasi sorumluluğu ve karşılığı olmalı. Bu ilk defa değil, dört ay önce de bir araç patladı, failleri yakaladık. Nöbetçi bir terör örgütü var orada. Bulduğunuzu konuşmuyorsunuz, bildiğinizi konuşuyorsunuz Değerli Bakanım. "Orada bir terör örgütü var, olsa olsa bu olayı o terör örgütü yapar…" Ee, bu terör örgütü orada kırk yıldır var, elli yıldır var, "Acilciler" diye biz biliriz, ben Hataylıyım, kimler olduğu da belli. E niye bunları almadınız bu arada? Niye tedbir olarak, böyle bir sonuçla karşılaştıktan sonra bunu konuşuyorsunuz? Bana göre, AKP iktidarının bu konuda ihmali vardır ve bunun bir siyasi sorumluluğu olmalıdır. En azından milletimizden özür dilemelisiniz. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Yapılanlar eksik ve yanlış, bedeli de kan olmuştur, acı olmuştur. Sizi milletime şikâyet ediyorum, Allah'a havale ediyorum. Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Şandır. Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Van Milletvekili Sayın Nazmi Gür, buyurun. (BDP sıralarından alkışlar) BDP GRUBU ADINA NAZMİ GÜR (Van) - Teşekkürler Sayın Başkan. Öncelikle, cumartesi günü Reyhanlı'da meydana gelen patlamada yaşamını yitiren bütün yurttaşlarımız anısına, bütün yurttaşlarımız için, başta aileleri olmak üzere, Reyhanlı halkına, Hatay halkına, Türkiye halkına başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz, yaralılara da acil şifalar diliyoruz. Sayın Bakan biraz önce burada bilgi sundu. Ben inanıyorum ki Sayın Bakanın verdiği bilgiler ne Parlamentomuzu ne de kamuoyumuzu tatmin etmiş değil çünkü Reyhanlı'daki patlamanın arka planı, Reyhanlı'daki patlamanın özü esasında, on yıldır iktidarda olan AKP'nin özellikle Suriye konusunda sürdürdüğü ve inatla sürdürdüğü yanlış politikalardır. Biz muhalefet partileri olarak baştan beri, AK PARTİ'nin özellikle Suriye meselesinde son derece yanlış bir politika izlediğini hep dile getirdik, hep söyledik, hep uyardık "Yanlış yapıyorsunuz. Bir gün döner, sizi de vurur." dedik. Elbette ki, Suriye'deki insani krizle ilgilenmek, elbette ki, oradaki iç savaşla bizim sınırlarımıza doğru gelen Suriye yurttaşlarına el uzatmak, yardım etmek bir insanlık borcudur. Bizler de elimizden geldiğince bu politikayı, bu yardım politikasını elbette ki destekleyeceğiz, desteklemeliyiz de çünkü bu bir insanlık durumudur ancak Suriye'nin iç işleri, Suriye'deki iç savaşı körüklemek, sınırları silahlı çetelere açmak, sınırları ne idüğü belirsiz silahlı gruplara açmak ve Türkiye sınırlarını âdeta kevgire dönüştürmek, bu politika ne Türkiye'ye yaradı ne Suriye'ye yaradı ne de Orta Doğu'daki halklara yaradı değerli arkadaşlar. |
Türkiye Büyük Millet Meclisinin tanıtımı kapsamında ziyaretçilerin rehber eşliğinde gezdirilmesi, Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı tarafından hazırlanan bir program dahilinde gerçekleştirilmektedir.
TBMM'yi gezmek isteyen tüm ziyaretçilerimiz, cumartesi günleri randevuya gerek olmadan, 11:00 - 16:00 saatleri arasında TBMM Dikmen Giriş Kapısından giriş yapmak suretiyle gezi programından yararlanabilirler.
İki katlı tarihi binanın giriş katında TBMM Kültür Sanat ve Yayın Kurulu Başkanlığı Sergi Salonu bulunmaktadır. Sergi Salonunda TBMM Kültür Sanat ve Yayın Kurulu Başkanlığı tarafından kabul görmüş eserler, halka açık olarak sergilenmektedir.
Kuruluşu Cumhuriyetin ilk yıllarına dayanan Milli Saraylar, zaman içerisindeki katılımlarla birlikte, iki saray, üç köşk, beş kasır, üç müze ve iki fabrikayı bünyesinde barındırmaktadır.
Türkiye Büyük Millet Meclisini aşağıdaki bağlantıyı kullanarak sanal olarak gezebilirsiniz.
