2007 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇE

KANUNU TASARISI İLE 2005 MALÎ YILI GENEL

VE KATMA BÜTÇE KESİNHESAP KANUNU

TASARILARININ PLAN VE BÜTÇE

KOMİSYONU GÖRÜŞME

TUTANAKLARI

 

BAŞKAN: Sait AÇBA (Afyon)

BAŞKANVEKİLİ: Mehmet Altan KARAPAŞAOĞLU (Bursa)

SÖZCÜ : Sabahattin YILDIZ (Muş)

 

------------O----------

03.11.2006

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

- Milli İstihbarat Teşkilatı Müşteşarlığı

- Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği

-Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Kurumu  Başkanlığı

-Türkiye Bilimsel Teknoloji Araştırma Kurumu Başkanlığ

- Türkiye Bilimler Akademisi Başkanlığı

-Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü

-Başbakanlık Yükset  Denetleme Kurulu

-Vakiflar Genel Müdürlüğü

-Devlet Personel Başkanlığı

 

S Ö Z  A L A N L A R

 

BİRİNCİ OTURUM

 

3

MEHMET ALİ ŞAHİN DEV. BAK. BŞB.YRD

İstanbul

3-12

MEHMET AKİF HAMZA ÇEBİ (Açıklama)

Trabzon

13

MUSTAFA ÖZYÜREK

Mersin

13-15

ENİS TÜTÜNCÜ

Tekirdağ

15-16

KASIM TÜRKMEN

Ordu

16-18

MEHMET ZEKAİ ÖZCAN

AnkaRA

18-20

SELAMI YİĞİT

Kars

20

MEHMET MESUT ÖZAKCAN

Aydın

21-22

ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU

Muğla

22-23

GUROL ERGİN

Muğla

23-25

BİRGEN KELEŞ

İstanbul

25-27

ALİ KEMAL DEVECİLER

Balıkesir

28-29

MUZAFFER BAŞTOPCU

Kocaeli

29-30

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ

TrAbzon

30-32

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU

İstanbul

32-35

MUSA UZUNKAYA

Samsun

35-38

KEMAL KILIÇDAROĞLU

İİstanbul

38-43

BÜLENT BARATALI

İzmir

43-45

CEMAL UYSAL

Ordu

45

MUSTAFA ÜNALDI

Konya

45-46

SORULAR

 

46

MUSTAFA ÖZYÜREK

MERSİN

46-48

ENİS TÜTÜNCU

Tekirdağ

48

ALİ KEMAL DEVECİLER

Balıkesir

48-49

KEMAL KILIÇDAROĞLU

İstanbul

49

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU

İstanbul

49

MUSA UZUNKAYA

Samsun

49-50

ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU

Muğla

50

MEHMET ALİ ŞAHİN DEV. BK.VE BŞB. YRD.

İstanbul

50-55

MADDELER

 

55-57

 

 

 

Kapanma Saatı: 19:49

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BİRİNCİ OTURUM

3 Kasım 2006 Cuma

Açılma Saati: 13.15

BAŞKAN: Sait AÇBA (Afyonkarahisar)

BAŞKAN VEKİLİ: Mehmet Altan KARAPAŞAOĞLU (Bursa)

SÖZCÜ: Sabahattin YILDIZ (Muş)

-----0-----

BAŞKAN – Plan ve Bütçe Komisyonumuzun değerli üyeleri, değerli Başbakan Yardımcımız, Başbakanlığımızın değerli temsilcileri, diğer kamu kurum ve kuruluşlarımızın değerli temsilcileri, basınımızın ve televizyonlarımızın değerli temsilcileri; hepinizi Başkanlık Divanı adına saygıyla selamlıyorum.

Gündemimizde, Başbakanlık bünyesinde, Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığı, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Başkanlığı, Türkiye Bilimler Akademisi Başkanlığı, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Devlet Personel Başkanlığı bütçeleri yer almaktadır.

Bütçelerle ilgili sunuşunu yapmak üzere, Sayın Şahin’e söz vermek istiyorum.

Buyurun Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) -  Sayın Başkanım, çok teşekkür ederim.

Plan Bütçe Komisyonumuzun saygıdeğer Başkanı, Komisyonumuzun değerli üyeleri; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

2007 yılı bütçe görüşmeleri maratonu başladı. Başta Komisyon Başkanımıza ve Komisyonumuzun değerli üyelerine bu zor çalışma maratonunda başarılar dileyerek sözlerime başlamak istiyorum.

Biraz önce Sayın Başkanımızın da ifade ettiği gibi, bugün Başbakanlığımız ve bağlı kuruluşları dahil, toplam 10 ayrı önemli kuruluşumuzun bütçesini hep birlikte görüşeceğiz. Ben, bütçelerini bugün burada müzakere edeceğimiz tüm kuruluşlarımızın bütçeleriyle ilgili, sizlere çok detaylı bilgiler vermeyi arzu ederim. Ancak, inanıyorum ki, benim konuşmam için ayrılan süre sınırlı. Biraz sonra, sizlere, özellikle Başbakanlık ve bağlı kuruluşlarla ilgili yapacağım konuşma metnini dağıtacağım veya arkadaşlarımız dağıttılar. Onu, Sayın Başkanım ve Komisyonun değerli üyeleri uygun görürlerse, özet halinde sizlere takdim etmek istiyorum.

Ayrıca, benim bakanlığıma bağlı iki yatırımcı genel müdürlük var. Biri Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğeri de Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü. Her iki genel müdürlüğün bütçeleriyle ilgili, ayrıca, Başbakanlıkla ilgili sunumumdan sonra, belki biraz daha teferruatlı ve detaylı sizlere bilgi arz etmeye gayret edeceğim.

Değerli Başkanım ve Komisyonumuzun saygıdeğer üyeleri; Başbakanlık ana hizmet, yardımcı, danışma ve denetim birimi olmak üzere, toplam 23 birimle hizmet vermektedir. Başbakanlığımızın bütçesi, geçtiğimiz yılla kıyasladığımızda, yüzde 17’lik bir artış öngörmektedir.

Ayrıca, Başbakanlık merkez teşkilatının 2007 yılı bütçesi, sizlere dağıtmış olduğum konuşma metninde de görüleceği gibi, yüzde 73 oranında bir artışa tekabül etmektedir.

Şu hemen sorulabilir: Başbakanlık ve bağlı kuruluşlarla ilgili 2007 bütçesi, bir önceki yıla göre, yüzde 17 artarken, Başbakanlığın merkez teşkilatının kendi bütçesi neden yüzde 73 oranında artıyor? Hemen izin verirseniz cevap vermek istiyorum. Bunun iki nedeni var. Bir tanesi, Başbakanlık bütçesine, yurt dışı göreve gönderilen kuvvetlerimizin giderlerini karşılamak üzere, ilave bir ödenek konmuş olması, ayrıca, 2006 yılında kurulan Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı için de bir ödeneğin tahsis edilmiş olmasıdır.

Başbakanlık merkez teşkilatında ve bağlı kuruluşlarda 2006 yılında neler yapıldı, 2007 yılında neler yapılması amaçlanıyor? Bu konuyla da ilgili size özet bilgiler aktarmak istiyorum.

Başbakanlık görevleri arasında yer alan devlet arşivleri hizmetleri kapsamında, Doğu Anadolu’da Ermenilerce gerçekleştirilen katliamları, akabinde devletin güvenlik sebebiyle gerçekleştirdiği tehciri ve muhtelif Ermeni isyanlarını anlatan kaynaklar araştırmacıların hizmetine sunulmuştur. Ermeni sorununu gündemde tutan dış kaynakların Ermenileri Osmanlı devleti aleyhine kışkırtmasına ilişkin faaliyetleri kanıtlayan, Osmanlı belgelerinde Ermeni-Fransız ilişkileri, Osmanlı belgelerinde Ermeni-İngiliz ilişkileri,  Osmanlı belgelerinde Ermeni-Rus ilişkileri adlı eserler yayınlanmıştır. Bu serinin devamı olarak hazırlanan Osmanlı belgerinde Ermeni-ABD ilişkilerinin yayım hazırlıkları da devam etmektedir. Söz konusu yayınlar ve hizmetler son dönemde yeniden gündeme getirilen asılsız Ermeni iddialarına karşı bilimsel cevap niteliğini taşımaktadır.

Sayın Başkan, Komisyonumuzun saygıdeğer üyeleri; hükûmetimiz vatandaş odaklı yönetim yaklaşımını düstur edinmiştir. Bilgi Edinme Hakkı Kanununun yayımlanmasını müteakip, Alo 150-Başbakanlık İletişim Merkezi, yani, doğrudan Başbakanlık uygulaması -kısa adı BİMER- 2006 yılı başında hayata geçirildi. BİMER, bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanılması yoluyla, sekiz ayda 190 000 civarında evrakın kurumlar arasında hareketini sağlamıştır. Kamu idareleri arasında iletişimi gerçekleştiren söz konusu sistem, vatandaşın sesini ülkenin en ücra köşesinden Ankara’ya duyurma işlevini görmektedir. Bu yöndeki hizmet ve faaliyetler öncelikli olarak geliştirilecektir.

Sayın Başkanım, 5508 sayılı Kanunla, biraz önce de ifade etmiştim, Başbakanlık bünyesinde, Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğü tesis edilmiştir. Söz konusu birim, Başbakanlığın iç güvenlik, dış güvenlik ve terörle mücadele konusunda görevli kuruluşlarla ilişkilerini yürütmek, iç güvenlik, dış güvenlik ve terörle mücadeleyi ilgilendiren konularda inceleme, araştırma ve toplantılar gerçekleştirmek, sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilan edilen anlarda ve bölgelerde, bu duruma esas olan konularda bilgileri derlemek ve değerlendirmek ana işlevlerini yerine getirecektir.

Sayın Başkanım, Komisyonumuzun değerli üyeleri; kamu yönetiminde yeniden yapılanmanın desteklenmesi amacıyla bürokrasi kırtasiyeciliğinin azaltılması Başbakanlık olarak önceliklerimizden biridir. Bu çerçevede, 2006 yılında neler yaptık? Kara sınır kapılarında sunulan hizmetlerin basitleştirilmesi, yabancıların çalışma izinlerinin verilmesinde uygulanan sürecin hızlandırılması, Avrupa Birliği ortak değerlendirme çerçevesi modelinin Başbakanlıkta uygulanması, trafik tescil ve sürücü belgesi işlemlerinin basitleştirilmesi, Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünce, üniversite öğrencilerine burs ve kredi verilmesiyle yurt başvurusu işlemlerinde bürokrasi ve kırtasiyeciliğin azaltılması, Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinde değişiklik, işletmeler üzerinde mevzuattan kaynaklanan idarî yüklerin azaltılması, çalışma ve projeleri 2006 yılında gerçekleştirildi.

Diğer yandan, daha etkin çalışan bir devlet idaresinin geliştirilmesi amacıyla, kamu idarelerinin 2005 yılında yürüttüğü 307 proje değerlendirildi, başarılı bulunanlar ödüllendirildi, en iyi örnek çalışmalar bir kitapta toplanarak kamuoyuna açıklandı. Bunlar, 2006 yılında özellikle bürokrasinin ve kırtasiyeciliğin azaltılmasıyla ilgili yapılan çalışmalardan örneklerdi.

2007 yılındaysa, vatandaşların kamu kurum ve kuruluşlarına yapacakları başvuru sırasında kullanacakları belgelerin standart form haline getirilmesi ve İnternet ortamında kullanımına sunulması; vatandaş memnuniyeti anketi uygulamasının tüm kamu kurum ve kuruluşlarında yaygınlaştırılması, kurum çalışmalarının anket sonuçlarına göre değerlendirilmesi; belediye hizmetlerinde bürokratik engellerin kaldırılması; gereksiz bilgi, belge, karar ve evrak sayısının azaltılması; bilgi toplumu stratejisi gereğince, kamu yönetimi hizmet envanterinin hazırlanması; inşaat ve iskân ruhsatlarının verilmesi sürecinin incelenerek iyileştirme alanlarının tespit edilmesi; kurumlar arası bilgi paylaşımının yaygınlaştırılmasına yönelik alınabilecek tedbirlerin belirlenmesi; valiliklerde ve kaymakamlıklarda tek başvuru noktasının kurulması ve ayrıca, özel sağlık kurumlarının ruhsatlandırılmasındaki bürokratik engellerin kaldırılması, 2007 yılı için Başbakanlığımızın hedefleri arasındadır.

Sayın Başkanım, insan hakları ihlali iddialarına ilişkin Başbakanlığa ve il ve ilçe insan hakları kurullarına bireysel başvurular artık, yapılabilmektedir. 2006 yılının ilk yedi aylık döneminde, 778 vatandaşımız 1 085 hak kategorisinde başvuruda bulunmuştur.

Değerli Başkan ve Komisyon üyesi arkadaşlarım; 2006 yılı yoğun icraatımızın mevzuat alanında yansımasını bulduğu bir yıl olmuştur. 1 253 adet kararname sonuçlandırılmış, 91 adet kanun tasarısı da Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sevk edilmiştir.

Ayrıca, 2006 yılında, kanunların, tüzüklerin ve Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulan yönetmeliklerin incelenmesi ve güncelliği kalmayanların yürürlükten kaldırılması projesi gerçekleştirilmiştir. 39 adet yönetmelik yürürlükten kaldırılmış, 118 adet kanunun kaldırılmasıyla ilgili kanun tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuş ve 46 adet tüzüğün yürürlükten kaldırılmasıyla ilgili işlemlerde de son aşamaya gelinmiştir. 6 500 adet uluslararası anlaşma ve sözleşmeye ait fihrist oluşturulmuş ve mevzuat bilgi sisteminde kullanılmaya hazır hale getirilmiştir. Bu, Başbakanlığımızın beklenen, aruz edilen ve olmaması gerçekten sıkıntı yaratan bir hizmetti. Bunu da gerçekleştirmiş olmanın mutluluğu içerisindeyiz.

Ayrıca, bu meyanda, Resmî Gazete arşivinin -dikkatinizi çekiyorum- İnternet kullanımına açılması projesi kapsamında, 7 Ekim 1920 yılından itibaren -dikkatinizi çekiyorum- 1920 yılından itibaren yayımlanmış tüm Resmî Gazeteler filme alınacak, İnternet’te hizmete sunulacaktır. Yani, 1920 yılından itibaren herhangi bir Resmî Gazetede bir araştırma yapmak isteyen kişi İnternet’e girdiğinde, o Resmî Gazeteye ulaşma imkânına sahip olacaktır.

Sayın Başkanım, Başbakanlık merkez teşkilatı hakkında verdiğim bu bilgilerden sonra, bağlı kuruluşlara ilişkin açıklamalara, izin verirseniz, gelmek istiyorum. Hatırlanacağı gibi, geçtiğimiz yıl bu konuda bağlı kuruluşlarla ilgili değerli Komisyonumuza ve üyelerine bilgi arz edememiştim. Sanıyorum, Muhalefet Partisine mensup arkadaşlarımız, keşke diğer

burada bütçeleri konuşulan kuruluşlarla ilgili de Başbakanlık bütçe sunumu içerisinde kısa bilgiler verseydiniz veya bunu bir kitapçıkta toplasaydınız çok iyi olurdu diye öneri gelmişti. Ben bunu son derece haklı bulmuştum. Bu yıl mümkün olduğunca bunu gerçekleştirmeye çalıştık. Konuşma kitapçığımın içerisinde, işte, Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı, Millî İstihbarat Teşkilatı gibi, biraz sonra kısaca değineceğim bağlı kuruluşlarımızın bütçeleriyle ilgili de kısa bilgiler var. İnanıyorum ki, gerek konuşmanızda gerek sorular faslında, bu kuruluşlarımızın bütçeleriyle ilgili veya faaliyetleriyle ilgili sorularınız olacaktır. Bu soruları, ben veya o kurumlarımızın burada üst düzey yöneticileri var, yetkilileri var, onlar değerli sorularınızı da sormaya her zaman hazırdırlar, bunu da ifade etmek istiyorum.

Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı -ki, biraz önce bahsetmiştim- Hükûmetimizin yatırımları artırma genel politika ve amacının bir göstergesi olarak, 2006 yılında, doğrudan Sayın Başbakana bağlı olarak kurulmuştur. 2007 bütçesinde ajansa 30 milyon Yeni Türk Lirası ödenek ayrıldı.

Ajansın kuruluş maksadı, değerli arkadaşlarım, Türkiye’de yatırımların artırılması amacıyla ülkedeki yatırım ortamının ve yatırım imkânlarının yatırımcılara tanıtılmasıdır. Ajans, hızlı karar alabilen, hızla hizmet sunabilen, değişen koşullara uyum sağlayabilen, özel sektör yaklaşımıyla çalışan esnek bir yapıda teşkil edilmiştir. Bu amaçla, idari ve malî özerkliğe sahip, Başbakanlıkla ilgili bir kamu tüzel kişiliği olarak oluşturulmuştur. Ajansa ihtiyaç fazlası istihdamı engellemek üzere, toplam çalışan sayısı 30 kişiyle sınırlandırılmıştır. Dikkatinizi çekmek istiyorum: Ajansa ihtiyaç fazlası istihdamı engellemek için toplam çalışan sayısı 30 kişiyle sınırlandırılmıştır, istismar edilmesin, sadece görevini en iyi şekilde yapsın düşüncesiyle. Destek hizmetlerinde çalışacak personelin toplam çalışan sayısının yüzde 20’sinden fazla olmaması ayrıca öngörülmüştür. Ayrıca, Devlet Personelden de sorumlu olmam dolayısıyla bu son iki cümleyi özellikle altını çizerek ifade etme ihtiyacını duydum.

Millî İstihbarat Teşkilatımızın 2006 yılı bütçesi bir önceki yıla göre yüzde 20 civarında artış öngörüyor.

Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğimizin bütçesi, yüzde 11,6 gibi, bir önceki yılla kıyasladığımızda bir artış öngörüyor.

Bu arada, TÜBİTAK’la ilgili de, izin verirseniz, faaliyetleri hakkında kısa bilgi arz etmek istiyorum.

Sayın Başkanım, konuşmaya başlarken ne kadar bir sürem olduğu konusunda bana bir uyarıda bulunmamıştınız.

BAŞKAN – Sizin bağlı birimler çok fazla. Normalde, Bakanlıklara yarım saat veriyoruz ama siz biraz daha…

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Ben, dikkat ederseniz, efendim, özet halinde takdim ediyorum.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Bizim süremiz 10 dakika Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Vallahi, onu ben bilemem. Yani, onu siz takdir edeceksiniz. Ben sizin misafirinizim efendim.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Muhtasar ve müfit bir konuşma olsun Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Bir saniye…

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Muhtasar ve müfit... Hem kısa olacak hem verimli olacak.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Müfit benim arkadaşım da, ne anlama geldiğini bilmiyorum.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Verimli, faydalı demek.

BAŞKAN  - Faydalı diyor.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) – Sayın Bakan, bu TÜBİTAK yönetiminin, âdeta, mahkeme kararıyla yok sayılması biçiminde bir karar var. İsterseniz, böyle bir kurul var mı yok mu? Yoksa, sizin açınızdan durumu izah edin de sonra… Yani, yönetimi olmayan bir kurulsa şayet…

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Sayın Kumkumoğlu, ben, şimdi, izin verin, sunumumu yapayım. İnanıyorum ki, çok değerli fikirlerinizden geneli üzerinde yapılan görüşmeler esnasında yararlanacağız. Sizin çok değerli sorularınız olacak. Ben, bildiğim kadarıyla, eğer bilemezsem TÜBİTAK yetkilileri buradadır, Başkan Vekili ve diğer arkadaşlar, onlar değerli sorularınıza cevap verecektir.

Ben, vakti tasarruflu kullanmak için, izin verirseniz sunumumu yapayım. Daha sonra, bu konuyla ilgili, mutlaka, sorularınız olacak, onları cevaplandırmaya çalışırız.

Sayın Başkanım, TÜBİTAK, ülkemizde bilgi ve teknolojinin yerleştirilmesi, geliştirilmesi ve benimsenmesi bakımından çok önemli bir kuruluşumuz. Hükûmetimizin araştırmaya, yeniliğe, bilim ve teknolojiye verdiği önemin önemli bir göstergesi bu alana ayırmaya devam ettiğimiz tarihî kaynaklardır. Dünyayla rekabet ederek, etkileşerek, iş birliği yaparak, bununla birlikte, kendi hedef ve gücümüze yönelik olarak bilimi, teknolojiyi, yeniliği desteklemek hepimizin görevi. Bu alana ayrılan kaynak geleceğimizin de güvencesi.

TÜBİTAK 2006 yılı bütçe ödeneği 965 milyon 158 bin YTL, 2007 yılı ödeneği ise 938 milyon 335 bin YTL. Dikkatiniz çekmiştir, azalma var. Azalış nedeni, Avrupa Birliği çerçeve programları için TÜBİTAK tarafından Avrupa Birliği'ne ödenmekte olan ulusal katkı payının, diğer aday ülkelerin de olduğu gibi, 7. Çerçeve Programı’nda teşvik amacıyla düşük öngörülmesinden kaynaklanıyor.

TÜBİTAK, kurumsal gelişimiyle, performansıyla ve geliştirdiği ilişkilerle atılım içindedir. TÜBİTAK bu sene de önemli görevler yerine getirmiş, geleceğimize katkı yapacak yeni iş, sistem ve başarının altına imza atmıştır.

Ayrıca, TÜBİTAK, 2005-2010 yıllarını kapsayan Ulusal Bilim ve Teknoloji Stratejisi Programını onaylamış ve uygulamaya başlamıştır.

Ayrıca, senelerden beri toplanamayan ve Başbakanın başkanlığında en üst bilim ve teknoloji, politika mercii olan Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu, artık, yılda iki kez olmak üzere, düzenli olarak toplanabilmektedir.

Avrupa Birliği'ne üyelik sürecimizin önemli alanlarından birisi de, hepinizin yakinen bildiği gibi, araştırma alanıdır. Bilim ve araştırmanın entegrasyonun araçlarından biri olduğunu takdirlerinize sunuyorum. Avrupa Birliği’yle üyelik müzakerelerinde ilk kapatılan fasıl bilim ve araştırma faslı olmuştur.

2006 yılında yürütülen faaliyetlerin 2007 yılında da ulusal bilim ve teknoloji politikalarının hayata geçirilmesini sağlayacak şekilde etkinliğinin ve yaygınlığının artırılarak sürdürülmesi TÜBİTAK’ın hedefleri arasındadır.

Değerli arkadaşlarım, ayrıca, Türkiye Bilimler Akademisinin ki, Türkiye’de tüm bilim alanlarındaki araştırmaları, bilimci kişiliğini ve araştırmacılığı özendirmek ve bu alanlarda emeği geçenleri onurlandırmak gibi görevi var, gençleri bilim ve araştırma alanında yönetmek ve yönlendirmek gibi görevi var, Türkiye’deki bilimcilerin ve araştırmacıların toplumsal statülerinin yükseltilmesi ve korunmasına çalışmak gibi görevi var, bilim ve araştırma standartlarının uluslararası düzeye çıkarılmasına yardımcı olmak gibi görevi var. Bu kurumumuzun bütçesi de, yüzde 35,2 -bir önceki yılla kıyasladığımızda-

 artış öngörmektedir. Artış gerekçesi ise, İstanbul’daki Süleymaniye Külliyesi’nde yer alan Rabi Medresesinin restore edilerek bir bölümünün bilim tarihi ve kültür merkezi ile akademi kitaplığı haline dönüştürülmesi ile yeni hizmet binasına taşınan kurumun işletme ve kira giderlerinden kaynaklanmaktadır. Bu konuya da kısaca temas etme ihtiyacını duydum.

Değerli arkadaşlarım, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun 2007 bütçesi, bir önceki yılla kıyasladığımızda, yüzde 10,9 gibi bir artış öngörmektedir. Bilim, tarih ve kültür temellerine dayanan geniş kapsamlı çalışmalar Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesinde yürütülmektedir bilindiği gibi. 2007 yılında, Kurumumuz, 38’nci Uluslararası Asya ve Kuzey Afrika Çalışmaları Kongresi düzenleyecektir. Atatürk Araştırma Merkezi ise Atatürk Kongresi düzenleyecektir. 2007’yle ilgili bütçesinden bahsederken, 2007’de yapacaklarını da, bir iki cümleyle, zaman darlığı nedeniyle ifade etme imkânı buldum.

Değerli Başkanım, saygıdeğer üyeler; Yüksek Denetleme Kurulunun 2006 yılı bütçesi de bir önceki yılla kıyasladığımızda 12,1 oranında bir artış öngörmektedir. Yüksek Denetleme Kurulu 2006 yılında 2005 yılı faaliyetine ilişkin 130 kurum ve kuruluşun ve iktisadî, malî, idari ve hukuki ve teknik yönden yıllık denetimini yapmış, aynı zamanda aciliyet kesp eden veya özel inceleme gerektiren konularda beş özel inceleme raporu ve ivedi durum raporu hazırlamıştır.

Değerli arkadaşlarım, Devlet Personel Başkanlığının 2007 bütçesi, bir önceki yılla kıyasladığımızda, yüzde 16,41 oranında bir artış öngörmektedir.

Hükûmetimiz, kamu görevlilerinin işe alınmasında ve görev içerisinde yükselmesinde uygulanmakta olan merkezî sınav sistemi ve görevde yükselme uygulamasını büyük bir titizlikle uygulamaktadır. Biraz önce de ifade etmiştim. Devlet Personelden de sorumlu bir arkadaşınız olarak, kamuya eleman alımında mutlaka kayırmacılığı, torpili ortadan kaldırmak için 1999 yılında Sayın Ecevit’in isabetle başlatmış olduğu merkezî sistemle kamuya personel alımı uygulamasını biz de büyük bir titizlikle yürütüyoruz. Aslında, bir Başbakanlık yönetmeliği böyle bir sistemi getirmiştir. Yeni hazırladığımız ve Başbakanlığa da sunduğumuz yeni Devlet Memurları Kanun Tasarısı’nda, biz, bunu, yani bu zorunluluğu kanun hükmü haline getirmek istiyoruz. Yani, yönetmelik her zaman değişebilir ama kanun haline getirirseniz merkezî sistemle personel alımını, bunun değiştirilmesi tabiî Parlamentonun takdirine bağlı olur. O bakımdan, Devlet Personel Başkanlığımız bu konuda son derece duyarlı hareket etmektedir.

Ayrıca, kamu kurum ve kuruluşlarında her statüde çalışmakta olan personele ilişkin sayısal veriler hususunda kamu kuruluşları arasında bir istikrarsızlık olduğu gözlemlenmektedir. Ne kadar personel var kamu kuruluşlarında diye sorduğumuzda, Devlet Personel Başkanlığı, bir çırpıda, noktasına, virgülüne kadar bu sorunun cevabını veremiyor, kurumlardan bunları istemek durumunda. Şimdi, PER-NET adını verdiğimiz bir proje başlattık. Bu proje, sanıyorum, 2007 yılı sonunda faaliyet geçmiş olacak ve Devlet Personel Başkanlığı, devlet kademelerinde çalışan tüm personelimizle ilgili her türlü veriyi bir çırpıda verebilecek noktaya gelecektir. Hatta, herhangi bir personelimizin ne zaman işe girdiği, nasıl terfi ettiği, hangi noktada bulunduğu konusunda İnternete girildiğinde bir kamu kuruluşunda, onları bulmak mümkün hale gelecektir. Bana göre, son derece yararlı bir çalışmadır. Bu konudaki tüm teknolojik aletler alınmıştır, satın alındı Devlet Malzeme Ofisi kanalıyla. Bunlar da yerleştirildi. Bunun tanıtımını da kamu kurum ve kuruluşlarıyla birlikte yapmıştık, ben de hazır bulunmuştum. Çalışmalar da büyük bir titizlikle yürüyor. Bunun çok önemli bir hizmet olduğunu düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, ayrıca, Devlet Personel Başkanlığı, devlet memurlarının yetiştirilmesi ve eğitilmesi, liyakat ve kariyer ilkesi çerçevesinde yükseltilmeleri amacıyla 2006 yılı içerisinde kamu kurum ve kuruluşlarının yaklaşık 5 bin personeline hizmet içi eğitim vermiştir. 2007 yılı içerisinde de yaklaşık 9 bin personele hizmet içi eğitim vermeyi planlamaktadır.

Değerli arkadaşlarım, yeni kamu malî yönetim yaklaşımımızın geliştirilmesi yönünde önemli bir aşama olarak gördüğümüz 2007 Malî Yılı Bütçesi ile kamu yönetiminde, kamu harcama yönetiminde, bütçe sürecinde kaydettiğimiz gelişmelerin ülke kalkınması düzleminde de devam etmesi amaçlanmaktadır. Sadece gelişme ve kalkınma değil, bunun sürdürülebilirliğinin de sağlanması gerektiği bilincini her zaman korumaktayız.

2007 Malî Yılı Başbakanlık Bütçesi görüşmelerinde gösterdiğiniz ve göstereceğiniz ilgi nedeniyle şimdiden Sayın Başbakanıma ve Komisyonumuzun değerli üyelerine teşekkürlerimi sunuyorum. Başbakanlık ve bağlı kuruluşlarla ilgili 2007 yılı bütçesi bağlamında sizlerle paylaşmayı düşündüğüm bilgilerim bundan ibaretti. Özet halinde sizlere takdim etme imkânı buldum.

Şimdi, izin verirseniz, Bakanlığıma bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü Bütçesiyle ilgili de sizlerle bazı hususları paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, sosyal bünyemizde daima birleştirici ve kaynaştırıcı bir rol oynayan vakıflar, toplum yararı, yurdun imarı ve tabiatın korunması gibi yüce gayeleri her zaman ön planda tutmuştur. Uzun ve itibarlı bir geçmişe sahip olan vakıflar, Türk kültürüne, ekonomisine ve sosyal yaşantısına çok yönlü hizmetleriyle, devlete destek olma yönünde öncü olmuştur. Türk düşünce ve hayat tarzının oluşturduğu vakıflar, çağdaş kültür ve medeniyete, özveri, yardımlaşma, dayanışma, ırk, dil, din, mezhep ve görüş ayrılıkları olmaksızın birlikte yaşama, acıyı ve tatlıyı birlikte paylaşma gibi insanlığın ve insanca yaşamanın vazgeçilmez kriterlerini kazandırmıştır. Vakıflar, tarihimizin derinliklerinden gelen ve atalarımızla aramızdaki en sağlıklı köprüleri oluşturan kurumlarımızın başında gelmektedir.

Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; günümüzde 41.720 adet mazbut, 297 adet mülhak, 4.450 adet yeni ve 161 adet cemaat ve esnafa mahsus vakfın iş ve işlemleri ecdat yadigârı 18.500 adet tarihî eserin bakımı, onarımı ve yaşatılması ile vakıfların vakfiye amaçlarını gerçekleştirme faaliyetlerinin denetimi Başbakanlığa bağlı özel bütçeli bir kuruluş olan Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir.

Değerli arkadaşlarım, geçtiğimiz sene de, bütçesiyle ilgili burada bir bilgi verirken farklı bir yaklaşımda bulunmuştum. Hatırlatmak için, izin verirseniz, yine aynı sözleri tekrar etmek istiyorum.

2006 yılı bütçesi burada görüşülürken, öz kaynaklarıyla faaliyetlerini yürüten Vakıflar Genel Müdürlüğünün şu anda genel bütçeden hiçbir yardım almadığını, destek almadığını ifade etmiştim. O nedenle, bütçesinin -2006 yılı için konuşuyorum- elde edebileceğimiz gelirlere uygun şekilde Bütçe Kanunu’nda yer almasını öngörmüştüm. Siz de, eksik olmayın, bize destek vermiştiniz. Biz, doğrusu… Yusuf, ne kadar önermiştim Maliye Bakanlığına?

VAKIFLAR GENEL MÜDÜRÜ YUSUF BEYAZIT – 600 efendim.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – 600 mü önermiştik?

VAKIFLAR GENEL MÜDÜRÜ YUSUF BEYAZIT – Evet.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Evet, 600 önermiştik, çünkü, yani, öz kaynaklarımızın 600 milyon Yeni Türk Lirası, yani, eski para cinsinden 600 trilyon dolarlık bir bütçe önerdik. Ancak, Maliye Bakanlığımız bunu 393.585 olarak öngördü. Ben, gerek Maliye Bakanımızla gerekse Sayın Şener’le bu durumu görüştüm. Tabiî, bütçe tekniği açısından belki böyle bir değerlendirmede bulunuldu. Ama, ben kendilerine şunu söyledim: Biz genel bütçeden, sizden herhangi bir para istemiyoruz. Vakıflar Genel Müdürlüğü, imkânlarını kullanarak, 2003 yılında bütçesi 40 trilyonken bunu 2006 yılında 10 misli artırarak 400 trilyona çıkarmayı başarmış ve 2007 yılında da bunu 600’e çıkarmayı öngörüyorsa buna destek verilmesi gerekir.

VAKIFLAR GENEL MÜDÜRÜ YUSUF BEYAZIT – 800 garanti efendim.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – “800 garanti” diyor Genel Müdürümüz.

ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) – Sayın Bakanım, herhâlde, IMF’ye yatırımları göstermemek için…

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Efendim, benim muhatabım IMF filan değil, benim muhatabım sizlersiniz.

ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) – Hayır, Maliye Bakanı ondan tırpanladı herhâlde.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Evet, şimdi, tamam, siz de bize destek vereceksiniz. Bunları onun için söylüyorum.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Biz size destek veririz de arkadaşlarınız verir mi?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Verir, arkadaşlarımız da verirler.

Şimdi, Vakıflar Gene Müdürlüğü var olan potansiyelini ve imkânlarını en iyi şekilde kullanarak, başka yerlerden, yani genel bütçeden para almaksızın eğer bir imkân sağlıyorsa ve 18.500 tane vakıf eserinin sadece 2 bine yakınını şu anda restore edebilmişsek, onarabilmişsek, daha geriye ayağı yukarı 16 bin 500-17 bin tane vakıf eseri el atmayı bekliyorken, tabiî ki, bize, en azından, bu vakıf eserlerini onarma bakımından destek olunması gerekir diye düşünüyorum. O nedenle, belki önerilerimiz olacaktır, önergelerimiz olacaktır. Bütçesiyle ilgili, o nedenle, şimdi fazla bir şey söylemiyorum ama Bütçe Kanun Tasarısı’nda 2007 yılı bütçesinin 393 milyon 585 bin YTL olarak öngörüldüğünü ifade edeyim. Ama, biz, daha fazla öz kaynakla gelir elde etmeyi planlıyoruz. Buna uygun bir bütçe Plan Bütçe Komisyonumuzdan kabul edilerek Genel Kurula inerse, inanıyorum ki, ben, vakıf eserlerine hep birlikte daha fazla sahip çıkma imkânı elde ederiz.

Ve üstelik, elde ettiğimiz bu bütçenin, biz, en az yarısını yatırımlar için kullanabiliyoruz. Şunu iftiharla söyleyebilirim: Şu anda Türkiye’de bütçesinin en az yarısını yatırımlar için kullanabilen başka bir kurum da yoktur. Hatta, yarıdan fazladır. O nedenle, böylesine başarılı hizmetler yapan Vakıflar Genel Müdürlüğümüze ve onun değerli personeline yardımcı olunacağından eminim.

Değerli arkadaşlarım, vakfiyeler gereği ihtiyaç duyulan yerlerde imaret açmak ve bu imaretlerde fakir ve muhtaç durumda bulunan vatandaşlarımıza aş vermek Vakıflar Genel Müdürlüğünün asli görevleri arasındadır. Kuşkusuz ki, hükümetlerin ve devletin amacı, gayesi daha fazla fakire ve yoksula yardım götürmek, onlara sıcak yemek sunmak değildir, aslında, bu tür insanlarımızın hiç kalmayacağı bir toplum düzeni meydana getirmektir. Ancak, maalesef, Türkiye’de yardıma muhtaç insanlarımız da var. Vakıflar Genel Müdürlüğü, vakfiyelerindeki şartları yerine getirme adına aşevleri de açmaktadır. Bunun sayısında son yıllarda ciddî bir artış olmuştur. Bu konuşma kitapçığımız sizlere dağıtıldı, burada var. Sadece şunu söyleyeyim: 2002 yılında 57 iken aşevi sayımız, 2006’da bu sayı sanıyorum 94’e çıktı ve ulaşılacak insan sayısı, yani, yardım alınacak insan sayısı 82 bine çıktı. 2007’de de 100 bin kişi hedeflemekteyiz.

Ayrıca, yeni bir hizmet daha başlattık. Vakıflar Genel Müdürlüğü sosyal hizmet alanına bir yenisini daha ekledi. 2006 yılında ilköğretim ve ortaöğretimde okuyan şehit, dul, yetim ve tabiî afetlerden zarar gören ailelerin öğrencilerine burs vermeye başladık. Böyle bir hizmet de sunmaya başladık. 2006 yılında 3 bin olarak belirledik burs verilecek öğrenci sayısını, 2007’de de bunu 5 bine çıkarmayı hedefliyoruz. Ayrıca, malumlarınızdır…

VAKIFLAR GENEL MÜDÜRÜ YUSUF BEYAZIT – 50 milyon veriyoruz.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – 50 milyon veriyormuşuz. Yani, ilköğretim ve ortaöğretimdeki çocuklarımıza. Bunların da şehit, dul, yetim ve tabiî afetlerden zarar gören ailelerin çocukları olması aranıyor.

Bezm-i Âlem Vakıf Gureba Hastanesi daha önce on yıllığına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına tahsis edilmişti. 5283 sayılı Yasa’nın 2’nci maddesi gereğince de Vakıflar Genel Müdürlüğüne yeniden devredildi. Hastane, Genel Müdürlüğümüzce, vakfiye şartlarına uygun, çağdaş bir anlayışla fakir hastalara hizmet vermeye devam etmektedir. Tabiî, bu hizmetini daha çağdaş anlamda yapabilmesiyle ilgili de, Genel Müdürlüğümüzün, tabiî, yeni devraldığı için, hastane üzerinde birtakım çalışmalar yapması gerekir. Sayın Beyazıt da bu konuda son derece duyarlı davranmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, Vakıflar Genel Müdürlüğünün yönetim ve denetiminde, biraz önce ifade ettim, 18.500 adet korunması gerekli eski eser bulunmaktadır. 2002 yılından önceki dört yıl içerisinde bir baktık ne kadar vakıf eseri onarılmış? 46 tane toplam. Ama, bu dönemde, yani, üç yıllık dönemde 1.111 onardığımız vakıf eserinin açılışını toptan yapmak durumunda kaldık, her birini gidip açmak için zaman yoktu. Yedi bölgeye bağlanarak Adana’da yaptık.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Divriği Ulu Camii de dahil mi buna?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Kültür Bakanlığıyla ilgili orası.

Ayrıca, 2006 yılında 1.500 eserin onarımını tamamlamaya çalışıyoruz. 2007 yılında da 710 eserin onarımını planladık. Tabiî, demin söylediğim gibi, bütçe imkânları artarsa, biz, daha fazla vakıf eserini onarma imkânına da sahip olacağız.

Değerli arkadaşlar, Vakıflar Genel Müdürlüğü için taşınmazların sayısının hâlihazır durumunu bilmek, sağlıklı bir envantere sahip olmak çok önemlidir takdir edersiniz. Aslında, göreve geldiğimde “ne kadar bizim tarihî vakıf eserimiz var” dediğimde bana 9.500 civarında bir rakam verilmişti ama aslında, bunun 1 misli, 18.500 civarında olduğu… Hatta, şimdi soruyorum, hayır daha tespit edemediğimiz, Vakıflar Genel Müdürlüğünün denetimi içerisine almamız gereken, yıkılmaya yüz tutmuş veya bir kısmı yıkılmış, ayakta daha başka vakıf eserlerinin de olduğunu söylüyorlar. Yani, bu 18.500’ü de aşacak.

Bu zamana kadar tabiî ki çalışılmış. Ben, daha önceki yönetimleri eleştirmek için bunu söylemiyorum. Ama, gerçekten, tam bir vakıf medeniyeti üzerindeyiz. O nedenle, ecdadımız, her yere, vakıflar yoluyla birçok eser bırakmış. Bunların kimisi yıkılmış, kimisi bakımsız hale gelmiş, işgal edilmiş. Bunlara sahip çıkma noktasında ciddî bir çalışma yapıyorlar. Şimdi, tüm tapular taranarak, coğrafî bilgi sistemi dediğimiz bir projenin şu anda çalışmaları yürütülüyor. Fotoğraflar, hâlihazır haritalar, imar planları ve kadastral haritaları çıkarılıyor ve bunlar tamamlandı. Veri güncelleme ve kontrol işlemleri de büyük bir hızla devam etmektedir.

Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait gayrimenkuller yıllarca atıl durumda bırakıldı. Son dört yılda yapılan çalışmalarla 50 adet gayrimenkul yap-işlet-devret modeli, 38 adet tarihî eser restore et-işlet-devret modeli ve 146 adet gayrimenkul kat karşılığı modeliyle değerlendirildi. Bunlar için 490 milyon YTL’lik yatırım gerçekleşti. Kurum bütçesinden, bir kuruş harcama yapılmadı, çünkü, yap-işlet-devret, restore et-işlet, kat karşılığı olduğu için ve buralardan biz, yüzlerce daire, işyeri aldı. Şimdi bunların kiralarıyla artıyor işte bu şeyler.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Bu yap-işlet-devret süresini artırmayı biz önermiştik hatırlarsanız.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Evet, yirmi dokuz  olmuştu, şimdi aşağıda görüşülmekte olan tasarıda kırk dokuz olarak getirdik.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - Daha önce on yıl getirmiştiniz siz, yirmi dokuz yıla çıkarın demiştik.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Biliyorum. O zaman kimse talip olmuyordu Akif Bey. Haklısınız. O zaman, şimdi adam 5 yılda bir yeri restore edecek, bir beş yıl da orayı çalıştırırsa yaptığı masrafı karşılayamıyordu. O nedenle, çok isabetle önerdiniz. Biz de zaten düşünüyorduk. Yirmi dokuz yıla çıktı gerçekten. Bu yap-işlet-devrette sayının artması, tabiî ki, bu yirmi dokuza yıla çıktıktan sonra büyük bir hızla çoğalmış oldu.

Değerli arkadaşlarım, 4916 sayılı Kanun kapsamında yer alan ve üzerinde toplu yapılaşma bulunan işgalli vakıf taşınmazlarının hazine mülkiyetindeki taşınmazlarla trampa işlemleri büyük bir hızla devam ediyor, tamamlanmak üzere; başka İstanbul olmak üzere, Antalya olmak üzere.

Vakıflar Genel Müdürlüğünün mevcudiyet sahibi olan ve yıllarca bugünkü dile çevrilemeyen, çeşitli arşivlerde dağınık ve bakımsız bir şekilde bulunan vakfiye, hüccet, berat, ilam, şahsiyet kaydı gibi belgelerin derlenerek bilgisayar ortamına aktarılması; Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı Dönemi kültür ve medeniyetine ait bilgi ve belgelerin İnternet ortamında Türk ve dünya kamuoyuyla paylaşılmasını içeren Vakıf Arşiv Yönetim Sistemi (kısa adı “VAYS”tır) Projesinin çalışmaları büyük bir hızla yürüyor. Yani, ne kadar belge varsa sağda solda, depolarda bir taraflara atılmış… Ama, bunlar tarihî belgeler. Şimdi, bunların hepsi derleniyor, toparlanıyor, filmlere alınıyor, bunlar bilgisayar ortamına yüklenecek. Ayrıca, tabiî, bunların altına bugünkü Türkçe’yle ne anlama geldiği, burada ne yazılı olduğu ifade edilecek. Yani, merak eden herkes, araştırmacılar, bilgisayara girdiklerinde bu belgelere ulaşma imkânına sahip olacaklar. Bunlar binlerce, milyonlarca ama bir tarafa atılmış. Bunlar tarihî eserler, bize emanet. Bunlarla ilgili de, Vakıflar Genel Müdürlüğümüz, gerçekten ciddî bir projeyi şu anda gerçekleştirmek üzere. O bakımdan, Sayın Genel Müdüre ve Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün değerli personeline teşekkür ediyorum.

Vakıflar Genel Müdürlüğü paha biçilmez taşınır eski eserlere sahip. Ancak, müzecilik faaliyeti yıllar boyu ihmal edilmiş. Bu nedenle, vakıf eserlerimizin daha iyi korunması ve teşhirleri için, vakıf eserlerinin yoğun olduğu İstanbul, Ankara, Edirne, Bursa, Konya, Sivas, Kayseri, Kastamonu, Gaziantep, Erzurum, Antalya illerimizde vakıf eserler müzelerinin açılma çalışmaları devam ediyor. 2007 yılında bu müzelerin açılışlarını inşallah gerçekleştireceğiz.

Değerli arkadaşlarım, ayrıca, Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan komisyon çalışmaları sonucunda yeni Vakıflar Kanunu Tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edildi. Plan Bütçe Komisyonunda görüşüldü ve şu anda Genel Kurulda…

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Burada görüşülmedi.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Affedersiniz. Çok özür dilerim, özür dilerim… Adalet Komisyonunda görüşüldü. Önce buraya havale edilmiş idi. Sanıyorum, buranın yoğunluğu nedeniyle daha sonra bize Adalet Komisyonundan bir davet geldi, oraya gittik.

BİRGEN KELEŞ (İstanbul) – Hiç mazeret olamaz.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Neyse, onun içine girmeyelim. Adalet Komisyonunda da alt komisyon kuruldu, üst komisyonda hukukçu arkadaşlarımız, özellikle Cumhuriyet Halk Partisine mensup arkadaşlarımız komisyonda çok ciddî katkılar sağladılar, çok ciddî katkılar sağladılar, biz kendilerinden büyük ölçüde yararlandık ve şu anda Genel Kurulda çalışmaları devam ediyor. Tabiî, orada bu görüşmeler yapıldığı için, bu tasarı neler getiriyor, hangi amaçla hazırlandı, bunlarla ilgili, zaman darlığı nedeniyle sizlere bilgi veremiyorum ama sorularınız olursa, tabiî, bu konuda da bilgi veririm. Bu konudaki notlarımı da yanımda getirdim.

Değerli arkadaşlarım, böylece, Vakıflar Genel Müdürlüğünün 2007 Malî Yılı Bütçe Kanun Tasarısı üzerinde bir değerlendirme yapma imkânı buldum. Beni dikkatle dinlediğiniz için teşekkür ediyorum ve Vakıflar Genel Müdürlüğünün 2007 Yılı Bütçe Kanun Tasarısının memleketimize, milletimize ve Vakıflar camiasına hayırlar getirmesini diliyorum ve son olarak, şimdi, spora geliyoruz efendim.

Sayın Başkanım, Plan ve Bütçe Komisyonumuzun saygıdeğer üyeleri; Gençlik Spor Genel Müdürlüğünün 2007 yılı Bütçe Kanun Tasarısıyla ilgili görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Kitapçık olarak sizlere dağıtılmıştır.

Değerli arkadaşlarım, kendine özgü kuralları, dili ve ahlakıyla dinamik bir yapı arz eden spor, günümüzde sosyal hayatın vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelmiştir. Spor, sporcu açısından kazanmaya dönük teknik ve fiziki bir çaba, izleyen açısından yarışmaya dayalı estetik bir süreç, uluslar arasından ise bir gelişmişlik göstergesidir.

Toplumlar üzerindeki yapıcı etkisi ve birleştirici özelliğiyle dünyaca kabul görmüş bir paylaşım aracı olan spor, sağlıklı insanlardan oluşan mutlu ve barışçı bir toplum oluşturulmasında en etkin bir yoldur.

Değerli arkadaşlarım, geçmişte geleneksel kültürlerin bir parçası olarak yaşanan spor, günümüzde ulusların birbirlerine olan üstünlüğünü ifade etmekte, spor alanında elde edilen başarılar, ülkelere uluslar arası alanda büyük saygınlık kazandırmaktadır.

Tüm bu evrensel özelliklerin yanı sıra spor, gençlere ulaşabilmenin en kolay ve en etkili yoludur. Aynı zamanda geçlere enerjilerini doğru şekilde kullanma olanağı sunarken, kurallara uymayı, birlik, dayanışma, iş birliği ve paylaşma ilkelerini yerleştirerek, bireyin topluma uyumunu sağlamaktadır. Bu yolla gençler bir yönden başarı için sabır, özveri ve disiplin içinde çalışmanın gerekliliğini, diğer yandan yenilgiyi kabullenmeyi ve kendinden daha iyi olanı takdir edebilmeyi öğrenmekteler.

Değerli arkadaşlar, sporun bunca önemli işlevleri dikkate alındığında, ülkemiz, anayasasında sporla ilgili hükümler bulunan dünyadaki ender ve geleceği parlak ülkelerden biridir. Anayasamızın 58 ve 59’uncu maddelerinde yer alan hükümlerle, sporun kitlelere yayılması teşvik edilmiş, bu konudaki görev devlete verilmiş ve devletimizin adına bu görevi ifa, görev ve sorumluluğu da Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğümüze tevdi edilmiştir.

Bu görevleri Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğümüz şu anda merkez ve taşra teşkilatında çalışan 6.172 personeliyle vermektedir. 2004 yılında personel sayımız 6.702 idi, 2005’te bu 6.451’e indi, 2006’da da 6.172 kişiyle genel müdürlük faaliyetlerini yürütmektedir.

Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün özellikle 2003 yılından bu yana yürüttüğü yoğun çalışmalar neticesinde, 2002 yılında 278.047 olan lisanslı sporcu sayısı, 2005  yılında 776.683’e, bugün ise, 1. 099. 438’e ulaştı.

Millî Eğitim Bakanlığınca verilen 435.366, Türkiye Futbol Federasyonunca verilen 195.761 lisanslı sporcu sayıları da dikkate alındığında, şu anda, Türkiye’de lisanslı sporcu sayımız 1. 730. 565’tir. Bu sayının artışında Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün üstün çabaları önemli bir yer tutarken, Türk sporunda elde edilen sportif başarılar ve ülkemizde gerçekleşen dev uluslar arası organizasyonlar da, gençlerin spora katılımlarına büyük oranda etki yapmıştır.

Ancak, değerli arkadaşlarım, bu sayı asla Türk spor teşkilatı için yeterli ve geçerli bir hedef değildir. Lisanslı sporcularımızın hızla arttığı ve faal spor katılımının yediden yetmişe sağlandığı bir Türkiye teşkil edilinceye kadar bu gayretimiz hep birlikte devam etmelidir. Sanıyorum nüfusu bizden birkaç milyon daha fazla olan Almanya’da lisanslı sporcu sayısı 30 milyondur. Biz de onun nüfusuna yakınız, ama biraz önce söyledim, işte 1.730.565 lisanslı sporcumuz var. Demek ki, bu konuda ciddi bir açığımız var. Bunu kapatmak ve gerçekten gençlik ve spor alanında faaliyetlerimizi gençlerimize ulaştırmak için daha yoğun çaba sarf etmek durumundayız.

Değerli arkadaşlarım, Genel Müdürlüğümüz bütçesinden, eğitim öğretim kurumlarıyla spor kulüplerine ayni ve nakdi yardım da bütçe imkanları nispetinde yapılabilmektedir. 2005 yılı sonu itibariyle spor kulübü sayımız 6.842, okul spor kulübü sayısı 401 iken, 2006 yılında spor kulübü sayısı 7.306, okul spor sayısı 587’ye yükseldi. Ülkemizin nüfusu ve genç potansiyeli dikkate alındığında, bu rakamlar da takdir edersiniz ki, son derece yetersizdir. Ama, özellikle ilk öğretimden başlayarak, orta öğretime kadar okullarımızı aktif sporun içine sokmayı başardığımızda, adeta okullarımızı birer spor kulübü olarak örgütleyebildiğimizde, ben lisanslı sporcu sayımızın büyük oranda artacağına hatta ilk öğretimden başlayarak çocuklarımızı kabiliyetlerine nispetinde bir spor dalına yönlendirdiğimizde, başarılı sporcuların sayısının da hızla artacağına yürekten inanıyorum ki, bu doğrultuda çok ciddi gelişmeler var, son derece tablolarla karşılaşmaya başladık.

Değerli arkadaşlar, sporumuzun en büyük eksikliklerinin biri de, antrenör sistemi ve antrenör sayısının yeterli seviyeye çıkarılmamasıdır. Bu konuda Genel Müdürlüğümüz ciddi bir çalışma yapıyor. 2003 yılı itibariyle 20.470 olan antrenör sayımız, 2004’te, 25.544’e, 2005 yılında 28.025’e, 2006 yılında da 31.963’e çıktı. Yani, demek ki, 11 bin daha yeni antrenörü Türk gençlerinin hizmetine sunmuş olduk. Spor teşkilatımız daha çağdaş ve Avrupai bir antrenör eğitim programı ve müfredatını da hazırlayarak hayata geçirmektedir.

Değerli arkadaşlar, dönemimizde daha önce var olan sponsorluk yasasında bir değişiklik yaptık. Türk sporunun önünü açan yasal düzenlemelerin köşe taşlarından biri olarak sponsorluk yasasının kapsamını genişlettik. Sonucunda Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün yanı sıra federasyonlarımız, spor kulüplerimiz ve sporcularımız hem organizasyon hem de tesis bağlamında bu yasadan faydalanır hale geldi. Arkadaşlar sponsorluk yasasını çıkarmak önemli değil. Bu ne demektir, ne gibi avantajlar sağlar, sponsor olmak isteyen kuruluşlara. Bu konuda bir bilgi eksikliği var. O nedenle, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğümüz önümüzdeki ay 4-5 Aralıkta Birinci Sporda Sponsorluk Kongresi düzenliyor. Yasanın geniş kapsamlı olarak uygulanmaya başlandığı 16 Haziran 2004 tarihinden 15 Ekim 2006 tarihine kadar geçen 27 aylık dönemde, spora ve sporcuya 35.284.653 YTL tutarında kaynak sağlandı. Yani, sponsorluk yasası, spor kulüplerimize, federasyonlarımıza hatta bireysel sporcularımıza 35 milyon YTL civarında bir kaynak oluşturdu ki, bunun yüzde 59’u nakti, yüzde 41’i ayni sponsorluktur. Eğer, biz sponsorlukla ilgili tanıtımı çok ciddi şekilde yaparsak, spor malzemelerinin temininden tutunuz da, spor yapmak isteyen gençlerimiz ve spor isteyen ama imkansızlıkları nedeniyle bu konuda faaliyetleri çok kısıtlı olan kulüplerimiz, inanıyorum ki, sponsorluk yasasından yararlanarak, faaliyetlerini daha çok artırma imkanına sahip olacaklardır. Sponsorluk yasasının kapsamının genişletilmiş olmasının yararlarını büyük ölçüde görmeye başladık.

Değerli arkadaşlarım, gençlik hizmetlerine gelince; gençlerin serbest zamanlarına çeşitli kültürel, sosyal ve sportif faaliyetlerle değerlendirmelerini sağlamak amacıyla, ülke genelinde 129 gençlik merkezi faaliyet göstermektedir. Bu merkezlerde yürütülen etkinliklerle 40 bin gencimiz yararlanmaktadır. Ayrıca, yaz aylarında düzenlenen gençlik kamplarımız vardır. Bu katılımla birlikte biz her yıl 50 bin tane gencimizi, bu gençlik kamplarında eğitime tabi tutma imkanına sahip oluyoruz. Ayrıca, yıl içerisinde 13-17 yaş grubuna dahil olup, maddi imkanı kısıtlı olan, yaşadığı yerden başka bir yeri görme imkanı bulamamış gençlerimiz, ulaşım, yol harçlıkları ve kumanyalarda dahil olmak üzere tüm masrafları Genel Müdürlükçe karşılanmak suretiyle evlerinden alınarak kamp merkezlerine ulaştırılıyor ve kamp bitimine kadar aynı şekilde evlerine teslim ediliyor. Ne ailelerinden ne kendilerinden bir para almıyoruz, özellikle yazın bunu uyguluyoruz. Doğa kampları, yani yaylada, deniz kenarında Genel Müdürlüğümüzün kamplarında özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan gelmiş olan gençleri bu kamplarda gördüm, onların heyecanını orada yaşadım. Ne kadar mutlu olduklarını tespit ettim. Bu beni de son derece mutlu etti. Evlerinden aldık, tekrar bunları evlerine teslim ettik. Bunlar kendi köylerinden kentlerinden başka bir yeri görmemişlerdi. İzmir’de Çeşme kampında bunu görmüştüm. İnanıyorum ki, bu faaliyetlerimiz bundan sonra da artarak devam edecektir ve devam etmelidir.

Değerli arkadaşlarım, ayrıca, bizim dönemimizde başlayan “Sporla tanış” diye bir projemiz var. Spor yapma imkanı bulamayan veya son derece kısıtlı imkanlar sebebiyle spora başlayamamış çocuk ve gençlerimizi sporun içine çekmek ve spora yöneltmek için gerçekleştirilen bir projemiz, bu yıl da sürdürüldü, geçtiğimiz iki yıl içerisinde sürdürülmüştü. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemizde yirmiüç il ve ilçe merkezlerinde yedi ila onsekiz yaş gruplarında yer alan çocuk ve gençlerimize yönelik olarak hazırlanan projemizin ikinci aşamasında ağustos ayı itibariyle 27.100 sporcu öğrenci, 412 eğitici, 214 kulüp artışı, 104 bin lisanslı sporcu artışı sağlanmıştır.

Değerli arkadaşlar, demin uluslar arası önemli organizasyonlara ev sahipliği yaptığımızı, bunun sporun tanıtımında ve gençlerimizin spora yönelmesinde etkin olduğunu ifade etmiştim. Formula-1 yarışları bilindiği gibi İstanbul Park’ta gerçekleştiriliyor. Orası Vakıflar Genel Müdürlüğünündür, orayı yapan İstanbul Ticaret Odasının büyük ortak olduğu firmaya kiraya verdik, yani Vakıflar Genel Müdürlüğü de Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün birlikte hareket ederek oluşturduğu, sanıyorum dünyanın en iyi pistlerinden bir tanesidir ve burada yapılan, uluslar arası otomobil yarışları, dünyada çokça seyredilen ve çokça seyircisi olan ve birçok televizyonunda naklen yayınladığı bir organizasyondur. Bunun Türkiye’nin tanıtımına da ciddi katkı sağladığını biliyoruz. Zaten bunu yaparken amaçlarımızdan bir tanesi de oydu. Yine, aynı piste, iki yıldır motosiklet dünya şampiyonasını organize ediyoruz, o da, dünyada dikkatle izlenen bir organizasyondu.

Ayrıca, değerli arkadaşlar, biz bunların dışında başka uluslar arası organizasyonlara da talip olduk. Örneğin, Birinci Karadeniz Spor Oyunları, Trabzon’da gerçekleşecek. Ne zaman; önümüzdeki yıl, temmuz ayında. Buraya, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü üyesi onbir ülke katılacak, yani önümüzdeki yıl Trabzon uluslar arası ciddi bir etkinliğe ev sahipliği yapacak. Orada bir hazırlık ve düzenleme kurulu oluşturuldu. Genel Müdürümüz sürekli konuyu takip ediyor. Aslında, bende bu hazırlık düzenleme kurulunun başkanlık görevini yürütüyorum. Orada valimiz, belediye başkanımız, rektörümüz herkes bu organizasyon başarıyla çıkmak için her türlü gayreti gösteriyorlar. Tıpkı, 2005 yılında İzmir’de, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığıyla gerçekleştirdiğimiz, Üniversiyat oyunlarında başarılı olduğumuz gibi, Trabzon’da da Birinci Karadeniz Spor Oyunlarında inşallah başarılı olacağız. Dikkatinizi çekiyorum, her iki belediye de Cumhuriyet Halk Partilidir. Ama, sporda particilik olmaz.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Sayın Bakan, Mersin’i de alacak mısınız?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHIN (İstanbul) – Mersin’i de alıyoruz. Mersin’de Cumhuriyet Halk Partili, Mersin’i de 2013 Akdeniz Oyunlarına almaya çalışıyoruz.

HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Sayın Bakan, niye ayrıcalık yapıyorsunuz?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHIN (İstanbul) – Bu ayrıcalık sayılmaz… Efendim, talip oldular.

Şimdi, Erzurum’a geliyorum. Erzurum’da AK Partili, tabii orada da, 2011 Kış Üniversite Oyunlarına talibiz.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) – CHP’yi, 2011 yılından önce belediye başkanlığını alamaz diye düşündünüz herhalde?!..

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHIN (İstanbul) – 2011’den önceki organizasyonlar sahiplerini buldu. Önümüzdeki yılın ocak ayında Torino’da uluslar arası üniversite sporları federasyonları birliğinin genel kurulunda bu karar verilecek. Tabii başka ülkelerde var talip olarak, ama Türkiye olarak, Erzurum olarak biz de çok iddialıyız. Nitekim, orada kapalı buz pisti alanıyla ilgili projeyi de yatırım programımıza aldık, ödeneğini de ayırdık. Sanıyorum, şu sıralarda da ihale hazırlıkları devam ediyor. Yani, gelenlere, biz bu işte ciddiyiz, işte tesisleri de yapmaya başladık diyoruz.

Değerli arkadaşlar, bazı organizasyonları alıyoruz ve başarılı oluyoruz. Üniversiyat bu iş için çok önemli bir propaganda vesilesi oldu. Üniversiyat nedeniyle uluslar arası federasyonların başkanları İzmir’e geldiler. Orada bizim başarımızı gördüler ve şimdi dünya şampiyonası, Avrupa şampiyonası gerektiğinde önce Türkiye akla geliyor. Hatta bizim federasyon başkanlarımız öneri getiriyorlar. Diyorlar ki, şu dünya şampiyonasını Türkiye’de yapabilir miyiz şeklinde. O nedenle, biz, bunu, Türkiye’de tesisleri hazır olan illerimize dağıtmaya çalışıyoruz.

Ergun bey, Tokat İli hazır mı?

ERGUN DAĞCIOĞLU (Tokat) – Zatı alinizin hizmetleriyle çok kısa zamanda hazırlanacaktır.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHIN (İstanbul) – Hazırsa, memnuniyetle.

Sayın Biner, Van hazır mı?

HACI BİNER (Van) – Hazır Sayın Bakanım.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHIN (İstanbul) – Van’a da verelim.

Spor partiler üstüdür. Ben dört yıldır spordan sorumlu bir Bakan arkadaşınız olarak, sporun siyaset üstü, partiler üstü olma özelliğine elimden geldiği kadar riayet etmeye çalışıyorum. O bakımdan, sporla ilgili buraya sanıyorum dört tane kanun tasarısı sevk ettik.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) – Federasyon seçimlerinde gösterdiğiniz gayretin anlamı ne o zaman Sayın Bakan? Bütün federasyonlar için söylüyorum.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHIN (İstanbul) – Hala anlayamadınız mı?

GÜROL ERGİN (Muğla) – Bilmeniz gerek.

BAŞKAN – Arkadaşlar, sorularınız varsa, sonra alacağız.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHIN (İstanbul) – Ben hiçbir federasyonumuzun genel kurulunun ne zaman yapıldığını bilmem. Hatta bana soruyorlar “falan federasyon seçimi ne zaman” diye, ben bilmem dedim kardeşim o işleri. O işleri, federasyonlarımızı özerk yapmış. Sayın Kumkumoğlu, federasyonlarımızın hepsini özerk yaptık özerk.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) – Sayın Bakan, Sayın Genel Müdür, evet bu doğrudur derse o zaman inanacağım.

BAŞKAN – Sayın Kumkumoğlu…

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHIN (İstanbul) – Değerli arkadaşlarım, yatırımlarla ilgili bilgi vereceğim; ama, bakın on sayfa “nerede ne yatırım yapıyoruz” diye bir bölüm var. Sizlere dağıttım; ancak, sadece sonuç olarak, Genel Müdürlüğümüz imkanlarıyla şu anda yapımı devam etmekte olan spor tesisleriyle ilgili rakamsal bilgiler vererek, izin verirseniz konuşmamı tamamlayacağım.

Burada, nerede, ne yapmaktayız, bunlarla ilgili bilgiler var. Şunu hemen ifade edeyim: 1992 – 1995’li yıllarda temelleri atılmış, gittiğimizde ya su basmanına kadar çıkmış yahut da birkaç tane direkt gördüğümüz ve iç ödenekte bulunan onlarca yarım kalmış olan spor tesisi gördük.Bunlardan şu anda onu hariç, sanıyorum oniki oldu, onikisi hariç, diğerlerini iç ödenekten çıkardık, yatırım programımıza aldık. Bunları süratle tamamlıyoruz.

Bir şey daha söyleyeyim: Geçtiğimiz yıllarda ihalesi yapılmış olan bu spor salonlarının projelerini değiştirdik, daha uygun projeler haline getirdik. Daha az bir bedelle, ihale bedeliyle bunları şimdi yaptırabiliyoruz. Geçmişte ikiye mal olanı şimdi bire hatta seyirci kapasitesi daha yüksek bir şekilde yapabiliyoruz. O da, bizim, spor tesislerini tamamlama bakımından ciddi bir imkanımız oluyor.

Bir şey daha yapıyoruz, il özel idareleriyle ve belediyeleriyle birlikte spor tesisleri yapmaya başladık. Dün akşam Ankara Valisi Kemal bey beni aradı, kendisiyle bir ara görüşmüştük. Akyurt sürekli olarak gelişen, Ankara’nın yeni ilçelerinden  biri, spor salonu yoktu, valimize demiştim ki, burada spor salonu yok diye. Belediye başkanımız yer de bulmuş. Üçlü olarak, Büyükşehir belediyesi, siz ve ben yapabilir miyiz dedik, ben de bir çalışayım dedim. Dün akşam beni aradı, proje hazır, hemen harekete geçiyoruz, sizin paranız hazır mı… Kaç para dedim; 1.750’ye falan çıkacak, bin seyirci kapasiteli dediler, ama, biz bunu 1.500’ün altında ihaleye veririz, 500 verebilir misiniz… Özellikle Spor Toto ile ilgili sorularınız olursa, size kaynaklarıyla ilgili bilgi aktarmak istiyorum, çünkü bu konuda da çok ciddi başarılar elde ettik.

Efendim, Ankara Büyükşehir Belediyesi, il Özel İdaresi, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü olarak üçlü Akyurt’a bir yıl içinde bir spor salonu kazandıracağız. Yani, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün yatırım programına alsaydık bunu, 1.5 trilyona bir salon yapacaktık, şimdi aynı projeyle, aynı yöntemle üç tane salon kazanma imkanına sahip oluyorum. Bunu Türkiye geneline de yaygınlaştırıyoruz.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) – Ne kadar uğraşsanız da, Başbakanlık bütçesini spora ayıramazsınız.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHIN (İstanbul) -  Evet, tabii, tabii haklısınız!

Değerli arkadaşlar, tabi sporcularımızın daha doğrusu federasyonlarımızın 2006 yılında uluslar arası organizasyonlarda hangi başarıları gösterdikleriyle ilgili burada federasyon federasyon bilgiler var. İncelediğinizde hangi federasyonumuzun ne gibi başarılar gösterdiğini göreceksiniz; ama, ben genel bir bilgi veriyorum.

2006 yılı Ekim ayı itibariyle federasyonlarca iştirak edilen uluslar arası faaliyetler sonucu, dünya şampiyonalarında otuz altın, kırkaltı gümüş, altmışsekiz bronz. Avrupa şampiyonalarında elli altın, kırk gümüş, 55 bronz, özel olimpiyatlarda yedi altın,beş gümüş, yedi bronz madalya olmak üzere toplam 308 adet madalya kazanılmıştır. Bu başarılarından dolayı sporcu, antrenör ve kulüplere Ekim 2006 tarihi itibariyle 4.5 milyon YTL tutarında ödül verilmiştir. Ödül yönetmeliğimize göre özellikle olimpiyat ve dünya şampiyonu olan sporcularımıza ciddi destekler veriyoruz. Bu spora olan ilgiyi de artırıyor, ama doping kullanmayı da olumsuz etkiliyor diye Meclis araştırma komisyonumuzun bir tespiti vardı. O nedenle, ödül yönetmeliğinde bir değişiklik yaparak, şimdi bu ödülleri taksitle veriyoruz, çünkü şampiyon olmuş gelmiş, ödülünü almış, daha sonra dopingli çıkıyor, elinden madalyası alınıyor, parayı da geri alamıyorsunuz. O bakımdan ödül yönetmeliğinde böyle bir değişiklik yapmak durumunda kaldık.Ama, doping kullanma oranında çok ciddi bir düşme var. Şimdi, Meclise bir kanun tasarısı sevk ediyoruz. Kısa olan Türkiye Anti Doping Ajansını kuruyoruz, tıpkı Uluslar arası dopingle mücadele ajansı, onun bir noktada Türkiye’deki temsilcisi görevini yapacak, ama özellikle millî sporcularımızı kamplarda habersiz gidip kontrol edecek, numune alacak, Hacettepe’deki bizim laboratuarımızda bunları tahlil ettirecek, böylece dopingle ciddi mücadele yapacak kurumsal bir yapı oluşturmak durumundayız. Bunu özellikle Uluslar arası Halter Federasyonunu şimdi diğer ülkeler örnek gösteriyor. Bu konuda biliyorsunuz halterde bir dünya şampiyonasına doping nedeniyle katılamamıştık. Buradan da hareketle böyle bir yapılanmaya gittik. Tüm uluslar arası federasyonlar, şu anda bizim…

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) – Aldığımız madalyalar buraya dahil mi?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Tabii, var, yani dopingsiz olanları buraya yazdık.

Arkadaşlar, bakın, Rusya’nın dokuz tane sporcusu dopingli çıktı hatta sadece halterde, yani onlar da aynı cezayı aldılar, belki birkaç yıl katılamayacaklar ve bu bir beladır, gençlerimizi bu konuda eğitmeliyiz. Gençlerimiz bir çoğu aldığı ilacın ne olduğunu da bilmiyor, eğitim eksikliği de var. Federasyonlarımızı bu bakımdan uyarıyoruz, onlar da bu konuya ciddi önem veriyorlar.

Biliyorsunuz Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne bağlı Spor Toto Teşkilatı Müdürlüğü müşterek bahisler oynatıyor. Bunların içerisinde en çok rağbet edileni de İddaa oyunudur. 17.4.2004’te başladık, yirmisekiz ayda İddia oyununun toplam hasılatı: 3 katrilyon 128 trilyon 236 milyon.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) – Kumar geliri.

GÜROL ERGİN (Muğla) – Sayın Bakan, kumar geliri ile övünmeyelim, fabrika kurup övünelim.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Sayın Hocam, bakın, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Spor Toto Teşkilat Müdürlüğü, bunu kendi yapmasa, illegal olarak o kadar çok oynanıyor ki!.. Hiçbir vergi vermiyor, spor kulüplerine hiçbir faydası yok. İllegal olarak oynanıyor.

GÜROL ERGİN (Muğla) – Buraya illegallik getirelim.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Üstelik dış bağlantılı bu. Bununla da ciddi mücadele ediyoruz. Peki, böyle oldu da ne oldu; arkadaşlar, 519 trilyon lira maliyeye vergi ödemişiz, katma değer şans oyunları vergisi olarak toplam

Kulüplere ne verdik? Arkadaşlar, biliyorsunuz kulüplerin en büyük gelir kaynağı naklen yayın gelirleridir. İddaa’dan aldıkları para naklen yayından aldıkları parayı geçti. Yirmisekiz ayda spor kulüplerinin kasasına toplam 254 trilyon lira girdi. Biz gelmeden önce böyle bir şey yoktu.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) – Sayın Bakan, bir dakika… Benim kızım devlet okulunda okuyor, arkadaşları da aynı okulun çocukları. Bunların da spor faaliyetleri de var.

BAŞKAN – Sayın Kumkumoğlu hep araya giriyorsunuz, ben izin vermedim, lütfen…

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) – Bir uluslar arası şampiyonada okul olarak iyi bir derece yaptılar, sporda iyi bir okul; ama, bugüne kadar bu çocuklar gittikleri her yere kendi ceplerinden para bulduysalar, ailelerinin katkılarıyla gidebildiler, eğer aileler kendi ceplerinden bu parayı veremediyseler, hiçbir yere gidemezler. Ne hocaları var, ne antrenörleri var, hiçbir şeyleri yok, bütçeleri sıfır…

BAŞKAN – Sayın Bakan, bazı sorulara cevap vermeyelim…

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Bakın, bizde Satranç Federasyonu ilk özerk olan federasyonlardan biridir ve an canlı çalışmaları yapan federasyonlardan biridir. Sanıyorum çocuğunuzun okuduğu okulun satranç kulübü var mı, federasyonumuzla ilgisi var mı, gittiği şampiyonada…

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) – Federasyonun düzenlediği şampiyonada dünya şampiyonu oldu diyorum.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Peki, sorun nedir?

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) – Hiçbir şeyleri yok…

BAŞKAN – Sayın Kumkumoğlu, tekrar ikaz ediyorum, lütfen. Bugüne kadar hiçbir sunuşta, bu şekilde araya girip, kuralları ihlal etmek suretiyle, yani böyle bir görüşme usulü olmaz, lütfen… Hâlâ konuşuyorsunuz, olur mu?!...

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, bunları Başbakanlık bütçesinde mi söyleyeyim?

BAŞKAN – Bu olağan bir şey mi Sayın Kumkumoğlu, yani sunuşta böyle araya girip, iki de birde olur mu? Sizin konuşmanızı engelleyen bir şey var mı; ama, sunuştaki kuralları ihlal ediyorsunuz. Bugüne kadar böyle bir şey oldu mu? Olmadı ve olmaması da lazım. O zaman biz sunuşu bitiremeyiz, saatlerce sunuş yaparız.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Ben şöyle tamamlıyorum: Tabii ki, federasyonlarımız millî takım bazında uluslararası müsabakalara sporcu götürürse, takım götürürse, onun masraflarını zaten federasyonlarımız, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü karşılıyorlar.

Ben Sayın Kumkumoğlu’nun bahsettiği konuyla ilgili özel ilgileneceğim, Federasyon Başkanıyla da görüşeceğim.

Ben demin ki açıklamama devam ediyorum: Ayrıca, sosyal kuruluşlara da ciddi katkılar sağlıyoruz. 40 trilyon, Tanıtma Fonuna, Kredi Yurtlar Kurumuna, Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumuna, Savunma Sanayi Destekleme Fonuna da 40 trilyon gibi bir para aktarma imkânı bulmuşuz ve ayrıca, en önemlisi, 40’a yakın spor salonunu şu anda biz, buradan gelen kaynaklarla yapıyoruz. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Bütçemiz bir yıl önceye göre yüzde 8,7 gibi bir artış. Tabii, bize göre düşük bir artış öngörmesine rağmen, demin ifade ettiğim gibi, spor totodan gelen kaynaklarla yatırımlarımızı, en azından, ciddi miktarda artırma imkânına sahip oluyoruz.

Sayın Başkanım…

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Firmaya ne kadar kalıyor? Asıl önemli olan o.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Önemli olan vatandaşa ne dağıtıldığı.

Şimdi bana Teşkilat Müdürümün söylediğine göre bu oyunu oynatma hakkını ihaleyle alan firma hâlâ kâra geçememiş, yani, 60 trilyon kadar borçlu olduğunu söylediler. Sanıyorum, dağıtılan ikramiye sebebiyle bazen karşılamıyormuş ayrılan. O nedenle, firma bunu finanse etmek durumundaymış. Ama, 2011 yılına kadar aldıkları için ileriki dönemde kâra geçebileceklerini umuyorlar.

Her ne kadar yüzde 8,7 gibi bir artış öngörülmesine rağmen, demin de ifade ettiğim gibi, başta spor toto olmak üzere değişik kaynaklardan aldığımız, özel idarelerle, belediyelerle birlikte yapmış olduğumuz ve gerçekleştirdiğimiz projelerle, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü yatırımlarını da ciddi miktarda artırmaktadır.

20 binin üstünde nüfusu olan, ama, spor salonu olmayan 32 tane ilçemiz kaldı. Bunu da, sanıyorum 2007 yılı sonu itibariyle, bütün 20 binin üstünde nüfusu olan ilçelerimizi spor salonuna kavuşturma imkânına sahip olacağız.

Sayın Başkanım, belki biraz uzattım, kusuruma bakmayın. Böylece, Gençlik ve Spor Müdürlüğü Bütçesi hakkında da özet bir bilgi verme imkânına sahip oldum. Gençlik ve Spor Müdürlüğü Bütçemizin de ülkemize, gençlerimize ve Gençlik Spor camiasına hayırlı olmasını diliyorum ve toleransınız nedeniyle de size ve Komisyon üyesi arkadaşlarıma teşekkür ediyorum efendim.

BAŞKAN – Sayın Bakana, çok teşekkür ediyoruz.

Değerli arkadaşlar, tümü üzerindeki görüşmelere başlıyoruz.

Öncelikle, Sayın Hamzaçebi’nin kısa bir söz talebi var bir düzeltme için.

Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.